Gelişim Bülteni #97: Hiçbir Şey Yolunda Gitmiyorsa, Nereden Başlamalıyım? 🙄
- Ayça Karaman

- 29 Eki
- 5 dakikada okunur
Çok utanarak itiraf ediyorum! Sabahları uyanınca ilk iş olarak elim telefonuma gidiyor 🫣
Ne yapayım, elimde değil! Kendimi uyandıktan sonra hemen telefona bakmamak için ne kadar şartlamış olsam da bir süre sonra yeniden oradayım. Haberler, bildirimler, bir şeyleri kaçırma korkusu sıklıkla ağır basıyor.
Böyle başlayan günlerde kendimi hep aynı boşlukta buluyorum.Ajandam önümde olsa bile hiçbir şey anlamlı gelmiyor.Ne plan yapmak istiyorum, ne bir şeyi toparlamak.
Fakat son zamanlarda yeni bir farkındalığım var.
Biliyorum ki bu “hiçbir şey yolunda gitmiyor” hissi kulağa ne kadar kötü gelse de aslında içimde bir şeylerin yeniden düzenlenmeye çalışıyor.
Böyle zamanlarda sadece bir sayfa açıp şunu yazıyorum: “Şu an hiçbir şey yapmak istemiyorum ama hislerimle kavga etmeyi de bırakmak istiyorum.” Bu beni hep yavaş yavaş merkeze çekiyor.
Belki sen de bugün buradasın. Dağılmış, karışık, biraz susmuş hissediyorsun. Şunu bil ki yalnız değilsin 🫂
Bugünkü yazıda birlikte bu hisleri dağıtmayı değil, duymayı, anlamayı ve içimizdeki yön duygusunu yumuşakça yeniden çizmenin yollarını keşfedeceğiz. Hazırsan başlayalım. 🌿

Keşfet! ✨
Sanki bir şey eksik ama ne olduğunu bile bilmiyoruz.
Bu his çok tanıdık, değil mi?
İşte bu tam olarak “yönsüzlük” dediğimiz şey. Ne tarafa döneceğini, nereden başlayacağını bilemediğin bir hâl. Sanki içindeki harita silinmiş gibi ama aslında hâlâ orada. Sadece biraz karalanmış. Belki biraz tozlanmış.
İşin güzel yanı şu: Toz kalksın diye büyük bir temizlik yapmana gerek yok. Küçük bir adım, içindeki yön duygusunu yavaş yavaş geri getirebilir.
Belki sadece "Bugün kendimi biraz yorgun hissediyorum" demekle başlar. Ya da "Sinirliyim ama neden olduğunu bilmiyorum" demekle.
Bir duygunun adını koyduğunda, o karmaşa biraz dağılır. Sen de nereden başlayacağını, o sessizliğin içinde duymaya başlarsın. Peki ya dinlemeye var mısın?
Düşün 💭
Hiçbir şey yapmak istemediğin bir günde bile, içini biraz netleştirecek tek bir küçük şey var. Bugünkü pusulan ne diyor? 🧭
İşte sana tek soruluk bir yön bulma ritüeli:
Öncelikle ajandanda veya günlüğünde boş bir alan bul. Sayfanın ortasına büyükçe yaz: "Bugün ne hissediyorum?" Yazarken yargılama yok. “Böyle hissetmemeliyim” yok. Sadece adını koy. Belki birine kırgınsın ya da yorulmuş, sıkılmış, belirsiz, heyecanlı, umutlu hissdiyorsun.
İçinden geçen duyguyu yakala ve sonra küçük bir adım seç: “Bu duyguyla barışmak için bugün ne yapabilirim?”
Cevap bazen 10 dakikalık bir yürüyüş olur, bazen sadece içini döktüğün bir not, bazen de plan yapmadan “bugünlük sadece varım” diyebilmek. Olsun, yeniden başlamak her zaman güzel.
Derinleş 🧭
Duygular sadece hissedilmek değil, anlaşılmak da ister. Pixar’ın en sevdiğim animasyonlarından Ters Yüz 2’de, ergenliğe adım atan Riley’nin zihninde kaygı, kıskançlık, mahcubiyet gibi yeni duyguların belirdiği çok tatlı bir hikâyeyi izleriz.
İlk bakışta rahatsız edici gibi görünen bu duygular aslında Riley'nin büyümesinin ve değişmesinin işaretleridir. Filmde en çarpıcı sahnelerden biri, kaygı karakterinin Riley’yi korumak için devreye girmesi ile başlar ama işler öyle bir noktaya gelir ki kaygının kontrolünde her şey daha da karışır.
İşte biz de bazen hayatımızda tam olarak bunu yaşarız: Hayatı düzene koymaya çalışırken, içimizdeki kaygıya dümeni teslim ederiz. Ve bu fazla düzen ve tüm bilinmeyeni kontrol çabası, diğer tüm duyguları susturur.
Film özetle bize şunu anlatır: Duygularla kavga etmek işe yaramaz. Onlarla iş birliği yapmaya başladığında, yeniden yönünü bulabilirsin.
AKOA'lılardan Dinle
Bu hafta, sevgili AKOA üyelerine "Hiçbir şey yolunda gitmediği zamanlarda neler yaparsın?" diye sorduk. İşte gelen yanıtlardan bazıları:
"Her şey dağıldığında önce susarım. Zihnim gürültülüyken bile içimde bir yer sessiz kalır: “Şimdi neyi onarabilirim?” Planlar yıkıldığında, yeniden inşa etmek için önce etrafıma değil, içime bakarım. Belki bir dua ederim, belki yalnızca susarım. Ama o sessizlikte kendimi yeniden duymaya çalışırım. Bazen toparlanmak için dağılmak gerekir. Çünkü dağılınca, neyin aslında sağlam olduğunu görürsün. Ben toparlanmaya küçük adımlarla başlarım.
Masayı toplarım. Perdeleri açarım. Bir liste yazarım.
Günün ışığını, yeniden içeri alırım. “Şu an elimde ne var?” derim.
Cevap sadece “ben”se... yeter. Çünkü ben çok şeyi yeniden kurdum.
Yine kurarım. Daha sade. Daha güçlü." Derya Ş.
"Genelde plan yapan biri değilim, çünkü ne zaman plan yapsam genelde bir pürüz çıkıyor ve planım gerçekleşmiyor. O nedenle ilk yaptığım ne yazık ki kendimi suçlama.. "Neden yine olmadı? Zaten hep bana denk geliyor, biz ne istedik de oldu ki?"gGibi yükleniyorum kendime. Bir müddet bunları söyledikten sonra ağlıyorum. Somurtkan bir şekilde aynaya bakıyorum, uzun süre iç çekip sonra saçma sapan hareketler yaparak kendimi güldürmeye çalıyorum. Ardından dijital ortamda ne hissettiğimi, neden böyle düşündüğümü yazmaya başlıyorum. Genelde de durum neydi, aslında gerçekleşmesi ya da gerçekleşmemesi ne gibi olumlu sonuçlar doğurabilir, bunları düşünüyorum. Bu sorgulamaları yapmak rahatlatıyor. Bir şeylerin farkına varınca ruh halinden çıkıyorum ve hareketlenmeye başlıyorum. Unutuyorum çoğu zaman ama geride bırakmakta biraz zorlanıyorum."
Esma K.
"Önce durup hislerimi adlandırmaya çalışırım ‘nasıl hissediyorum’u çözdükten sonra durumu net bir şekilde analiz ederim. “Nerede aksadı? Hangi kısım benim kontrolümdeydi, hangisi değildi?” diye sorarım. Çünkü sadece duygusal tepki vermek yerine, süreci anlamak toparlanmaya başlamak için ilk adım olur bana göre.
Kendimi toparlamak için önce zihnimi sadeleştiririm. Önceliklerimi yeniden sıralarım. Küçük ama somut bir adımla başlamayı planlarım. Bazen bir yapılacaklar listesi yazarım, bazen sadece evi detaylıca toplarım çünkü dış düzen iç düzeni de etkiliyor benim için.
Her şey dağıldığında yeni bir sistem kurarım. Küçük şeyler bile olsa bir yol çizmeden zihnimi rahatlatamam." Zeynep U.
"Benim ışığımı en çok söndüren kendi eleştirel iç sesim olduğundan bir süredir bunun üzerine çalışıyorum. Bu hafta şöyle bir an yaşadım: Kendime kızdığım ve çok acımasız olduğum bir anda “off sus be yeter” dedim ve keyif aldığım bir diziyi izledim. Sonrasında kızgınlığıma neden olan konuyla sakin bir şekilde ilgilendim. Bunu yaptığım andan beri kendime biraz gülsem de çok daha iyi hissediyorum. Ara sıra kendime “sus be” demeye karar verdim." Ayşegül T.
"Önce yıkılırım . Gerçekten çok üzülürüm .…Kendi suçum var mıydı , onu sorgularım . Eğer kendi suçum varsa iyice yüklenirim kendime (eskiye nazaran azalttım ama içimdeki suçlayıcı ses yine de konuşuyor) ..Genelde ağlarım .. Ağlarım ..Sonra ‘yeter bu kadar ağlamak , böyle gitmez ‘ derim . Bir derin nefes almaya çalışırım . Temiz havaya çıkarım . Ya da bir kahve yaparım .. Kendime kısacık bir an oluştururum ..Beni yargılamayacak , beni anlayacak bir yakınıma derdimi anlatırım .Daha önce izlediğim , sevdiğim bir filmi izlerim ...Kendimi toparlayınca “Şimdi ne yapabilirim, elimden gelen ne,neyi değiştirebilirim.” diye durumu kontrol ederim .. Biraz kendime hak vermeye başlarım . Kendi gönlümü almaya çalışırım." Merve B.
Haftanın Önerisi
Bu hafta küçük bir duygu farkındalığı oyunu öneriyorum. Bir arkadaşına, partnerine ya da AKOA'dan birine sadece şunu sor: “Bugün en baskın duygun neydi?”
Sen de kendi cevabını paylaş: “Ben de bugün en çok ___ hissettim.”
Bu sadece kısa bir cümle olacak ama çoğu zaman en derin bağlar, en sade cümlelerle kurulur. Hiçbir çözüm üretmeden, birbirinizin cevabını sadece duyun. Gerekirse karşılıklı yazışarak, gerekirse sessizce oturarak. Amacınız “anlamak” değil, yanında durmak. Bazen yönsüzlükten çıkmanın ilk adımı, biriyle göz hizasında durmaktır.
Duyurular
Online Gelişim Grubuna başvurdun mu?
Yeni yılda dönüşüm kiti seni bekliyor.
Küçük Bir Rica
Eğer bu bülten sana ilham verdiyse, belki bir arkadaşının veya tanıdığının da işine yarayabilir. Bu bülteni onlara da ileterek paylaşabilirsin. Paylaşmak için sadece bu linki onlara yönlendirmen yeterli. Beraber büyümek her zaman daha güzeldir. Teşekkürler!
Bu içerikte komisyonlu link bulunabilir. #işbirliği #ortaklık #reklam


