Gelişim Bülteni #140: Kaosun Panzehiri Canlılıktır
- Ayça Karaman

- 2 gün önce
- 2 dakikada okunur
Sevgili yol arkadaşım,
Kaos içindeyken içgüdüsel olarak aradığımız şey sakinlik.
Gürültü azalsın, liste küçülsün, zihin dursun. Sanki hayat yeterince sessizleşirse ve uyaranlar durursa, her şey yerine oturacak gibi hissediyoruz.
...ama oturmuyor. Çünkü aradığımız şey sakinlik değil.
Aradığımız şey canlılık, yani hayatı yaşıyorum hissi.
Siddhartha Nehrin Yanına Oturduğunda...

Hermann Hesse'nin Siddhartha'sında bir sahne var.
Siddhartha yıllarca öğretmenlerden öğretmenlere, zevkten kanaatkârlığa, bilgelikten yorgunluğa arayış içinde koşmuş. Sonunda nehrin kıyısına oturup ilk kez gerçekten dinlemeye başlıyor.
Nehir ona sakinliği değil, akışı öğretiyor.
Sürekli değişiyor ama tam da bu yüzden nehir.
Canlılık da böyle bir şey. Gürültünün bitmesi değil, gürültünün içinde bile kendine ait bir akışın olması.
Öznel Canlılık
Psikolog Richard Ryan ve Christina Frederick 1997'de şunu sordu: İnsanlar ne zaman gerçekten canlı hissediyor?
Buldukları kavramın adı öznel canlılık (subjective vitality). Bedensel ve zihinsel enerjinin bilinçli olarak hissedilmesi. "Şu an buradayım, varım, akıyorum" duygusu.
İlginç olan şu ki canlılık iki katmanda işliyor.
Biri kalıcı yani senin genel olarak hayata ne kadar enerjiyle yaklaştığın, kim olduğunun bir parçası.
Diğeri anlık yani bugün, şu an, bu deneyimde ne hissettiğin. Günlük deneyimlerine, ne kadar özgün hareket ettiğine, hatta yorgunluğuna göre dalgalanıyor.
Dışsal baskı, kontrol, sürekli izleme altında bu anlık canlılık düşerken, kendi seçiminle ve kendi hızınla hareket ettiğinde güçleniyor.
Tanıdık geliyor mu? Koşmaya başladığında ne kadar hızlı gittiğini takip edersen koşu bir performansa dönüşüyor. Yemek yaparken fotoğrafını düşünürsen tadı unutuyorsun. Kitap okurken kaç sayfa kaldığını sayarsan hikayeden çıkıyorsun.
Bunların hepsi aynı mekanizma: fonksiyona odaklanmak, deneyimi öldürüyor. Kaosun panzehiri sakinlik değil. Canlılık ve canlılık, her şeyi kontrol altına aldığında değil de anın içinde kaldığında geliyor.
12 Haftadır Ne Yaptık?
Sezon 2'ye "NETLEŞ" dedik ama netleşmenin ne olduğunu yanlış tanımlamış olabiliriz.
Netleşmek, hayatın sakinleşmesi değil. Enerjinin nereye aktığını bilmek.
Kaosun panzehiri doğru yere akan enerji. Doğru insanlarla kurulan bağ. Yapabildiğini hissettiğin bir alan. Canlılık, bunların kesiştiği yerde duruyor.
Eğer kendini geliştirmeyi seviyorsan, benim gibi hayatının her alanını izleyip optimize etmeye meraklı olabilirsin. Bir dönem her şeyi izledim. Kilo, uyku, üretkenlik, içerikler, takipçiler. Hepsini ölçtüm, optimize ettim, değerlendirdim.
Zihnim hiç durmadı, tükendim çünkü sonuç odaklı yaşamak tam olarak bu: Sürekli "neredeyim, nerede olmalıyım" sorusunu sormak.
Bıraktığımda ne oldu dersin? Canlandım. Hayatın akmasına izin verdim. Özgürleştim. Biraz strateji ve biraz optimizasyon elbette iyi ama hayat sadece bunlardan ibaret de değil. Bu sezon tek bir şeyi netleştireceksek, bunu netleştirelim.
Sezon 3'e Şimdiden Hoş Geldin!
Bu sezon bitti ama netleşmek bitmedi çünkü netleşmek de bir varış değil, bir akış.
Önümüzdeki sezon bu akışı birlikte taşıyacağız ve Eylül'de bir şey başlıyor. Henüz söylemiyorum ama söyleyebileceğim şu: Bülteni takip edenler ilk öğrenecek.
Buradaysan, hazırsın.
Hayatını ciddiye al, keyifle yaşa!
Sevgilerimle,
Ayça
Duyurular
Yeni yılda dönüşüm kiti seni bekliyor.
Online Gelişim Grubu yılın son kayıtları!
Bu içerikte komisyonlu link bulunabilir. *#işbirliği **#ortaklık #reklam*


