top of page

Gelişim Bülteni #137: Sorumluluk Sahibi Biri Olmanın Gizli Bedeli

Sevgili yol arkadaşım,

Dünya hiç bu kadar yorucu olmamıştı.

 

Sabah haberlere bir bakıyoruz bir kriz bitmeden diğeri başlamış. Ekonomi, siyaset, iklim, savaşlar... Sosyal medyada akan her şey bir şekilde bizi şu hissin ucundan yakalıyor: "Bir şeyler yapmalıyım."

 

Günlük hayatımız da kaostan nasibini almış durumda.

İş, ilişkiler, para, birikmiş kararlar, ertelenen konuşmalar...

 

Yine aynı his: "Bir şeyler yapmalıyım."

 

Bizim gibi sorumluluk sahibi insanlar bu tür yükleri taşımak konusunda da gönüllüler. Yük taşımaya alışkınız zira fakat akşam yatağa yatınca çözemediklerimiz de bizimle yatağa giriveriyor.

 

Ertesi sabah bir uyanıyoruz, aynı döngü yeniden başlamış.

 

Bu böyle olmak zorunda değil.


Her Şeyin Sorumluluğunu Sırtlanamazsın

 

Psikolog Martin Seligman'ın öğrenilmiş çaresizlik üzerine ünlü bir araştırması var.

 

Kaçamayacakları bir ortamda tekrar tekrar şoka maruz bırakılan hayvanlar zamanla bir şey öğreniyor: "Ne yaparsam yapsam bir şey değişmiyor."

 

Sonra kapı açılıyor. Kaçabilecekleri koşullar oluyor ama denek hayvanları kaçmıyorlar. Çünkü artık çaresizliği öğrenmişler.

 

İnsanlarda da durum farklı değil. Her şeyin kontrol alanımızda olmadığını kabul etmezsek, her şeyin sorumluluğunu alma yanılgısına düşüyoruz. Kontrol edemeyeceği şeyleri de çözmeye uğraşan biri zamanla şunu öğreniyor: "Ne yaparsam yapayım işe yaramıyor." Bu noktada umutsuzluğa sürüklenip gerçekten elinden gelenleri de yapmayı bırakıyor.

 

Bu yüzden günümüz kaosunda her şeyin sorumluluğunu sırtlanmak akıl kârı değil. Devir mücadelelerimizi akıllıca seçme devri. Yoksa yolun sonu, öğrenilmiş bir çaresizlik çukuru.



İki Alan, Bir Seçim


Stephen Covey'e göre hayatımızdaki her şey şu iki alandan birine giriyor.

 

Etki alanı: Doğrudan değiştirebileceğimiz şeyler. Alışkanlıklarımız. Kararlarımız. Tepkilerimiz. Enerjimizi nereye harcadığımız.

 

İlgi alanı: Bizi etkileyen ama üzerinde doğrudan kontrolümüz olmayan şeyler. Ekonomi. Başkalarının davranışları. Geçmiş. Dünya haberleri.

 

Reaktif insanlar enerjilerinin büyük bölümünü ilgi alanına harcarken, proaktif insanlar ise etki alanına odaklanıyor ve zamanla o alan doğal olarak büyüyor.

 

Sorumluluk almak bu yüzden her şeye reaksiyon göstermek yerine etki alanına odaklanmak demek. Her şeyi çözmeye çalışmak ise ilgi alanında kaybolmak.

 

Mars'ta Hayatta Kalmak



Bu hafta bülteni hazırlarken aklıma çok sevdiğim Marslı, Mark Watney adlı bir astronotun Mars'ta tek başına mahsur kalmasını anlatan büyüleyici bir anlatı.

 

Watney'i kurtarmak mümkün ama bu iş muhtemelen yıllar alacak.

 

Watney'nin kontrolü dışında düşünebileceği yüzlerce mesele var ama o bunu yapmıyor.

 

Aksine kendine şunu söylüyor: "Tamam. Şu an çözebileceğim bir sorun var. Bunu çözeceğim. "


Film, bir insanın etki alanına odaklanarak nasıl hayatta kaldığının hikayesi.

Watney, film boyunca kontrol edemediği her şeyleri kabullenme dayanıklılığı gösterirken, kontrol edebildiği her şeye odaklanma gücü gösteriyor. Henüz izlemediyseniz, bu ay listenize eklemelisiniz.



Gerçek Sorumluluk Neye Benzer?

 

Şu soruyu sormak hayat kurtarır: "Bu mesele benim etki alanımda mı?"

Eğer yanıt evet ise, hemen harekete geç. Eğer yanıt hayır ise tasalanmayı bırak.

 

Bırakmak ilk başta kayıtsızlık, kaçış, hatta sorumsuzluk gibi hissettirebilir ama değil. Enerjini gerçekten değiştirebileceğin yere yönlendirmek yapılabilecek en doğru şey. Çünkü her şeyi sırtlanmaya çalışan biri zamanla hiçbir şeyi taşıyamaz hale gelir.

 

Eğer bu konuyu daha derine götürmek istiyorsan (kontrol alanını nasıl geri kazanırsın, neyin sorumluluğunu alırsın, enerjini nereye yatırırsın) bunları Fark Et Güçlen Hayatını Kur'da konuştuk. Buradan inceleyebilirsin.

 

Henüz okumadıysan yeni ay için iyi bir başlangıç olabilir.

 

Hayatını ciddiye al, keyifle yaşa!

Sevgilerimle,

Ayça



Duyurular




Bu içerikte komisyonlu link bulunabilir. *#işbirliği **#ortaklık #reklam*

 
 
bottom of page