Gelişim Bülteni #124: Neyi Seçsen Olmuyorsa, Bu Senin İçin
- Ayça Karaman

- 30 Mar
- 2 dakikada okunur
Sevgili yol arkadaşım,
İki seçenek arasında sıklıkla kalır mısın? Ben geçtiğimiz yıllarda çok kalırdım.
Ta ki ikili seçeneklerin gerçek olmadığını keşfedene kadar.
Hani çocuklara kırmızı tişörtünü mü giymek istersin yoksa maviyi mi diye seçenek verirler ama o seçenekler zaten baştan bellidir ya.
Hayatta da çoğu zaman önümüze sunulan seçenekler filtrelenmiş, çerçevelenmiş, düzenlenmiştir.
Matrix'i hiç izlemediyseniz bile Neo'ya sunulan iki seçeneği bilirsiniz. Kırmızı hapı mı seçiyorsun yoksa maviyi mi?
Kahramanımız, kırmızı hapı seçerek hoş olmayan gerçeği öğrenebilir.
Ya da mavi hapı seçerek keyif veren bi bilgisizliğiyle yaşamaya devam edebilir.

Filmin meselesi belki bu iki seçenekten hangisini seçeceksindir ama hayatın meselesi daha başkadır.
Elimde bana sunulandan başka hangi seçenekler var?
Sahte İkilik
Modern hayat Neo'ya sunulan seçenekler gibi sahte ikilikler arasından seçimler yapmamızı ister.
Kurumsal çalış ya da girişimci ol.
Evlen ya da yalnız kal.
Sistem içinde kal ya da sistemi terk et.
Uyumlu kal ya da radikal ol.
Bu ikilikler arasından bir seçim yapmak bize “özgürlük” hissi verir ama nihayetinde çerçeve dışına çıkmamıza hiç izin vermez.

İşte tepkisel seçim tuzağı burada devreye girer.Bir tarafı seçtiğimizi sanırız ama hâlâ diğer tarafa göre konumlanırız.
Karşı çıktığımız şey referans noktamız olmaya ve hayatımızı etkilemeye devam eder.

Tepkisel Seçim Tuzağı Nedir?
Anti-choice trap, yani tepkisel seçim tuzağı, bir şeyi gerçekten istediğimiz için değil, başka bir şeye karşı olduğumuz için seçmemizdir.
“Ben asla X yapmam” cümlelerinin altında çoğu zaman korku, kontrol ihtiyacı, güç gösterisi ya da kimliği karşıtlık üzerinden kurma eğilimi vardır.
İronik olan şudur ki kaçmaya çalıştığımız şey, bir süre sonra hayatımızın referans noktasına dönüşür.
Bir şeylerin karşıtlığı üzerinden şekillenen her kimlik, bir karşı pozisyondur.
Bu yüzden birine, bir ilişki biçimine, bir yaşam tarzına ya da bir düşünceye benzememek için yola çıkanların, yıllar sonra eleştirdikleri kalıpları fark etmeden tekrar ettiğini görürüz.
Yön değişmiştir belki ama merkez çoğu zaman aynı kalır.
Tepkisel Seçim Değil, Bilinçli Seçim
Tepkisel seçimler, enerji harcar.Çünkü sürekli bir şeye karşı konumlanmak zorundasındır.
Bilinçli seçimler ise enerji üretir.Çünkü merkez içeridedir.
Öz yönetim tam da burada başlar: Önüne iki seçenek konduğunda hemen taraf tutmadığında.
“Ya bu ya o” denildiğinde, “Gerçekten sadece bu ikisi mi var?” diye sorduğunda.
Tepkisel seçim iki uç arasında gidip gelir.
Bilinçli seçim ise üçüncü ihtimali arar.
Ne tamamen karşısında durmak, ne de tamamen içine karışmak.
Önce kim olduğunu, neye değer verdiğini netleştirip o değerlere uygun yeni bir seçenek üretmek.
Gerçek özgürlük çoğu zaman verilen iki seçenekten birini seçmek değil,üçüncüyü inşa edebilmektir. Bu da yalnızca cesur yüreklerin işidir.

Fark Et, Güçlen, Hayatını Kur
Eğer bu yazıyı okurken durup düşündüysen, üçüncü kapıyı açmak için biraz desteğe ihtiyacın olabilir.
Bu düşüncenin devamını, modern dünyanın önümüze sunduğu tüken ya da terk ek ikilemini Fark Et, Güçlen, Hayatını Kur’da daha derin bir yerden konuşuyoruz.
Belki seninle yepyeni ihtimallere açılan yepyeni kapıları orada birlikte keşfederiz 🤍
Haftaya bu serinin 10. bölümünde öz değer kavramıyla iç dünyamıza yakınlaşacağız.
Görüşmek üzere,
Ayça
Duyurular
Yeni yılda dönüşüm kiti seni bekliyor.
Online Gelişim Grubu yılın son kayıtları!
Bu içerikte komisyonlu link bulunabilir. #işbirliği #ortaklık #reklam


