Gelişim Bülteni #126: Kendini Suçlamak Mı, Sorumluluk Almak Mı?
- Ayça Karaman

- 30 Mar
- 2 dakikada okunur
Sevgili yol arkadaşım,
Overthinkistan'a (aşırı düşünme hali) giriş vizesi zihin pasaportuna genellikle fark etmeden vurulur.
Bir hata yaparsın.
Zihin o anı alır, döndürür, çevirir, tekrar döndürür.
"Neden böyle yaptım?" sorusu saatlerce, bazen günlerce devam eder.
Dışarıdan bakana sorumlu ve öz eleştirel görünürsün.
İçeriden ise sadece tükenmiş hissedersin.
Peki bu döngü seni gerçekten değiştiriyor mu, yoksa sadece cezalandırıyor mu?
Viktor Frankl, İnsanın Anlam Arayışı'nda Nazi toplama kamplarındaki deneyimini anlatırken şunu fark eder:
Elinden ailesi, özgürlüğü ve geleceği de dahil her şey alınmıştır ama bir şey alınamamıştır:
Hayata karşı tutumunu seçme özgürlüğü.
Koşullar ne olursa olsun, o koşula nasıl tepki vereceğimizi seçebiliriz.

Bu, saflıktan gelen bir iyimserlikten çok, toplama kampında hayatta kalmayı başarmış bir insanın, bir gözlemidir.
Bu gözlem modern insana şunu anımsatır:
Sorumluluk, koşullarını kontrol etmek değildir.
Koşulların seni nasıl etkileyeceğini seçmektir.
Suçluluk mu, Utanç mı?
Amerikalı araştırmacı ve yazaar Brené Brown suçluluk ile utanç arasındaki farkı şöyle açıklar:
Suçluluk der ki: "Kötü bir şey yaptım."
Utanç ise der ki: "Ben kötüyüm."
Biri bizi harekete geçirirken, diğeri dondurur.
Sorumluluk, suçlulukla başlar. Yani "Bu durumda benim payım neydi?" sorusunu sorma cesaretiyle.
Kendini suçlamak ise utançla başlar ve "ne oldu?" sorusunu atlar. Doğrudan yargıya iner: "Ben yetmedim. Ben yapamadık." O noktadan sonra analiz yapılmaz, sadece ceza çekilir.
İşte bu yüzden kendini suçlamak, aslında sorumluluktan kaçmanın en zekice yollarından biridir. Nihayetinde kendini yeterince cezalandırırsan, değiştirmen gerekmez.

Kendi Hayatının Öznesi Olmak
Psikolojide kontrol odağı denen bir kavram var. Julian Rotter'ın geliştirdiği bu fikir şunu soruyor: Hayatında olanları kimin kontrol ettiğine inanıyorsun?
Bazı insanlar hayatlarının büyük ölçüde koşullar, şans ya da başkaları tarafından şekillendirildiğine inanır.
Bazıları ise kendi seçimlerinin ve eylemlerinin fark yarattığına. (Ben bu taraftayım zaten biliyorsun :))

Frankl ikinci grubun en uç örneğidir. Toplama kampında bile elinde hiçbir maddi güç yokken tepkisini seçebildiğini fark etmiş ve bu farkındalık onu ayakta tutmuştur.
Kendi hayatının öznesi olmak, her şeyi kontrol edebileceğini sanmak değildir. Bu da aslında özünde bir yanılsamadır.
Kendi hayatının öznesi olmak, her şeyin yolunda gideceğini garantilemek değildir. Koşullar planlandığı gibi gitmeyebilir ve zaten çoğu zaman gitmez. Yine de en zorlu koşullarda bile öznenin bir seçim hakkı vardır: "Şimdi ne yapabilirim?"

Online Gelişim Grubu
Sorumluluk, hayatının öznesi olmak, kendini tanımak gibi kavramları bir metinde okumak ile gerçek hayata taşımak arasında büyük bir mesafe var.
AKOA Online Gelişim Grubunda tam olarak bu mesafeyi birlikte omuz omuza kat ediyoruz. Bu soruları destekleyici bir toplulukla çalışmak istiyorsan seni de aramızda görmek isteriz.
Önümüzdeki hafta serinin 12. bölümünde şunu konuşacağız: Fark etmek neden yetmez ve ilk adım atmak neden ayrı bir beceridir?
Haftaya görüşmek üzere,
Ayça
Duyurular
Yeni yılda dönüşüm kiti seni bekliyor.
Online Gelişim Grubu yılın son kayıtları!
Bu içerikte komisyonlu link bulunabilir. #işbirliği #ortaklık #reklam


