top of page

Gelişim Bülteni #134: Alkışlandığında Büyüyor, Eleştirildiğinde Küçülüyor Musun?

Sevgili yol arkadaşım,

Geçen bölümde ikinci kitabım çıktıktan sonra yaşadığım ikilemleri anlatmıştım. Bu benim için kendimi yeniden yapılandırdığım bir dönem oldu.

Bir şeyleri iyi yapıyorsan bilirsin, herkes senden bir şey ister.

 

Bazen yeteneğin, çaban, mücadelelerin görmezden gelinir ama talep hep oradadır. Şunu söyle. Bunu üret. Buraya destek ol. Yardım et. Yap. İyisin, devam et. Buraya kadar geldin, şimdi vazgeçme. Daha çok üret, başar, çaballa.

 

Ben de o dönem gelen her talebi bir süzgeçten geçmeden karşılamaya çalışıyordum. Çünkü mantıklıydı, işe yarıyordu, beklenti buydu.

 

Fakat geceleri içimden bir ses şunu soruyordu:

 

"Bu yaptıklarımı gerçekten istiyor muyum, yoksa bu üstüme zorla giydirilen bir yelek mi?"


Dışarıdan Gelen Tanım



2014 yapımı Whiplash'ı ben geçtiğimiz aylarda ilk defa izledim. En sonuna kadar öfkelendim ve en sonunda ise büyülendim! (Benim gibi yapmayın, izlemediyseniz hemen izleyin.)

 

Film boyunca mükemmeliyetçi bir hoca olan Fletcher, her provada genç öğrencisi Andrew'a aynı soruyu farklı biçimlerde soruyor:

"Sen kimsin?"

 

Onu öyle zorluyor ve zorbalıyor ki film boyunca genç bir adam olan Andrew'in yaşadıklarından dolayı deliye dönüyorsunuz.

Film boyunca Andrew kimliğini her seferinde Fletcher'in reaksiyonundan alıyor. Alkışlandığında büyüyor, ezildiğinde küçülüyor. Film Andrew'ın Fletcher'ın sözlerinden bu kadar etkilenmemeyi öğrenmesini izleyiciye umut ettiriyor.



Kimlik Bir Pratik Meselesidir


Columbia Üniversitesi'nden psikolog Prescott Lecky 1945'te basit ama keskin bir şey söyledi: Biz gerçekliğe göre değil, kendimize dair taşıdığımız imgeye göre davranıyoruz.

 

Lecky şunu söylüyor: Aynaya baktığında ne görüyorsun?

"Ben çekingen biriyim." "Ben matematiği beceremem." "Ben organize değilim."

Kendine ne söylersen, hayatın tam da öyle gidiyor. Çünkü zihin her zaman içindeki inançla tutarlı davranmak istiyor.

 

Kendini cesur biri olarak görüyorsan cesur adımlar atmak kolay geliyor. Kendini beceriksiz biri olarak görüyorsan fırsatlar önüne geldiğinde geri çekiliyorsun.

Yani hayatını değiştirmek istiyorsan önce kendine dair inancını değiştirmen gerekiyor.

 

Kim olduğuna ne kadar inanıyorsan, o kadar yapabiliyorsun.

Peki o imgeyi dışarıdan alırsak ne olur?

Yavaş yavaş, fark etmeden, başkasının beklediği kişiye dönüşürüz.

Fletcher Andrew'u bir günde mahvetmedi. Her provada biraz daha şekillendirdi. Ta ki Andrew kendi gücünü keşfedene kadar.

 

"Ben ne istiyorum?" sorusunun cevabı ne yazık ki düşünerek gelmiyor.

Yolda olarak ve mücadeleye devam ederek geliyor.

Formül basit:

1) Otomatik pilottan çık.

2) Harekete geç.

3) Yola devam et.

 

Yol seni zamanla gitmen gereken yere elbet götürür.

O zamana kadar kim olduğunu netleştirmek, kendi sesini bulmak, yolda kalmanın araçlarını edinmek istiyorsan ikinci kitabım Fark Et, Güçlen, Hayatını Kur bu yolculukta senin elini tutmaya hazır. Buraya tıklayarak incele.

 

Haftaya şuna odaklanıyoruz:

"Başkasının sorusuna cevap olmak ne demek?"

Haftaya görüşürüz.

 

Hayatını ciddiye al, keyifle yaşa!

Sevgilerimle,

Ayça



Duyurular




Bu içerikte komisyonlu link bulunabilir. *#işbirliği **#ortaklık #reklam*

 
 
bottom of page