top of page

Gelişim Bülteni #113: Hikâyenin Kontrolü Kimde?



Sevgili yol arkadaşım,

 

 

Hayat koşullarının hiç değişmeyeceği bir hikâyeye hapsolmuş bir karakter olsaydın, ne yapardın?

 

Sahne aynı. Engeller aynı. Final belirsiz.

 

Bu soru bir süredir zihnimde dolaşıyor çünkü insan sonucu kontrol edemese bile oyunda kalmayı seçebiliyor.

 

Hikâyeleri değerli kılan da tam olarak bu değil mi zaten? Kahramanın kazanması değil, yol boyunca hikâyesinden vazgeçmemesi.

 

Ama dürüst olalım. Hepimizin içinde çok daha ilkel bir ses var.Sessiz, zayıf, hatta modern dünyada biraz da utandığımız bir ses:

 

“Biri gelse de beni buradan kurtarsa.”

 

İnsan bazen güçlü olmak istemiyor.

Bazen sadece kurtarılmak istiyor.

 

...ve benim tam böyle hissettiğim bir gün, mitoloji ders notlarımın arasından el yazımla yazılmış bir cümle çıkıyor karşıma: “Sisifos, hiç değişmeyen bir hikâyede bile anlam bulabilmiştir.”



Sisifos, Yunan mitolojisinde tanrılar tarafından cezalandırılmış bir kraldır.Cezası şudur: Ağır bir kayayı dağın zirvesine kadar itmek.

 

Her seferinde taş zirveye yaklaştığında elinden kayar, aşağı yuvarlanır. 

Koşullar hiç değişmez. Kaçışı yoktur.

 

Bir yerden bakıldığında bu mutlak bir yenilgidir ama Sisifos efsanesi bize şunu söyler:

 

Anlam, sonucu değiştirmekte değil, taşı itmeye devam etmeyi seçmektedir. Çünkü hikâyeyi seçemeyebilirsin ama tavrını seçebilirsin.



Endişeli Yaşam


Kahramanın Sonsuz Yolculuğu

 

Joseph Campbell ile ilk defa tanışmam hikaye anlatıcılığına merak sardığım döneme dayanır. Campbell'e göre farklı kültürlerde, farklı çağlarda anlatılan tüm büyük hikâyelerin ortak bir yapısı vardır: Kahramanın Yolculuğu.


Bu yolculuk güçle veya cesaretle başlamaz.


Hazır olmakla da başlamaz.

Hep aynı yerden başlar:

Bir çağrıyla.

 

İlginçtir ki kahramanların büyük kısmı bu çağrıyı ilk anda reddeder.

Çünkü korkar.

Çünkü yetersiz hisseder.

Çünkü “henüz değil” der.


...ama hikâyeyi başlatan şey, kahramanın güçlü olması değil, sorumluluğu almayı seçmesidir.


Campbell’ın anlattığı kahraman, kurtarılmayı beklemez.

Koşulların değişmesini de beklemez.

Sadece şunu yapar: “Bu hikâyeyi yaşamayı seçiyorum.”

 

İşte bu yüzden kahraman olmak; güçlü, cesur ya da hazır olmak değildir.

 

Kahraman olmak, hikâyenin sorumluluğunu geri almaktır.

 

Kendi hikâyenin kahramanı olmak, hayatının sorumluluğunun sana ait olduğunu kabullenmek ve hayatına karşı tavrını seçme iradesini göstermektir.



Kahramanın Sözü


Bugün birlikte bir söz verelim istiyorum.

 

Yeni yılda senden büyük dönüşümler yapmanı, ani kararlar vermeni ya da hayatını kökten değiştirmeni istemeyeceğim.

 

Sadece şuna söz vermeni istiyorum:

 

Koşullar değişmese bile, sonuç garanti olmasa bile, hikâyenin sorumluluğunu elinden bırakmamaya söz ver.

 

Bu sözü verirken, kendin için küçük ama net bir seçim yapmanı istiyorum. 

Mesela, bir süreliğine durup kendine bakmayı seçmeni.

Hayatını nasıl kurduğunu fark etmeyi.

Gücünü nerede bıraktığını görmeyi.

 

Eğer bu söz senin için ciddiyse, “Fark Et, Güçlen, Hayatını Kur” ile yeni yıla başlamanı isterim. 

Bir rehber gibi değil, kendinle baş başa kalacağın bir yol arkadaşı gibi.

 

Eğer hazırsan, içinden sessizce şunu söyle:

 

“Bu hikâyede kendimi seçiyorum.”

 

Bu da Kahramanın Sözü olsun.



Kahraman olmak, güçlü, cesur ya da hazır olmak değildir.

Kahraman olmak, hikâyenin sorumluluğunu geri almaktır.

 

Haftaya hayattan ne istediğimizi bulmak üzere 🕵️‍♀️🕵️

birlikte ilgi çekici bir yolculuğuna çıkacağız.

 

Görüşmek üzere,

Sevgiler,

Ayça


Duyurular



Küçük Bir Rica


Eğer bu bülten sana ilham verdiyse, belki bir arkadaşının veya tanıdığının da işine yarayabilir. Bu bülteni onlara da ileterek paylaşabilirsin. Paylaşmak için sadece bu maili onların eposta adresine yönlendirmen yeterli.Beraber büyümek her zaman daha güzeldir. 🌱


Bu içerikte komisyonlu link bulunabilir. #işbirliği #ortaklık #reklam

 
 
bottom of page