Gelişim Bülteni #132: Seçmekten Kaçıyorsun Ama Kaçmak Da Bir Seçim
- Ayça Karaman

- 14 Haz
- 2 dakikada okunur
Sevgili yol arkadaşım,
Herkesin yemeklerini övdüğü yepyeni bir restorana gittiğini hayal et.
Kocaman deri kaplı menüyü açtın. Kendinden emin bir garson masaya gelip herkesi selamladı.
Masadaki herkes ne yiyeceğinden emin görünüyor. Garson masanın etrafında dolaşıp herkesin siparişini aldı ve sıra sana geldi.
Sen hâlâ bakıyorsun.
"Bir dakika daha" dedin. Garson durdu ve biraz bekledi. Hâlâ bakıyorsun.
Arkadaşlarının "hadi artık" baskısı altında sonunda bir şey söyledin ama garson tam siparişini not alırken içinden şöyle düşündün:
"Keşke öbürünü seçseydim."
Tanıdık geldi mi?
Şimdi bu anı hayatının büyük kararlarına taşı. Kariyer. İlişki. Nerede yaşayacağın. Ne istediğin.
Zihnindeki mekanizma aynı. Sadece konu yemek menüsü değil artık.
Peki seçmek neden bu kadar zor?
Herkül'ün İkilemi

Antik Yunan mitolojisinde genç Herkül bir gün ıssız bir yol ayrımında durur. İki kadın belirir karşısında.
Biri onu zevk dolu, kolay bir hayata davet eder. Haz, rahatlık, zahmetsizlik.
Diğeri çetrefilli ama anlamlı bir yola çağırır. Erdem, emek, sorumluluk.
Herkül uzun süre orada kalır. İki yol da gerçek, ikisi de mümkündür ama bilir ki ikisini aynı anda yürüyemez.
Seçmek her zaman böyledir. Bir yolu seçmek, diğerini bırakmaktır.
Bu bırakış görünmez ama gerçek bir rahatsızlık verir. Çünkü insan beyni kaybetmekle barışık değildir. İnsan çoğu zaman seçim anında ne kazanacağını değil, bırakacağını görür.
Peki Herkül neyi seçti ve bu seçim neden hâlâ bizimle ilgili?

Her Seçiş Bir Vazgeçiş
Seçmek aslında bir şeylerden de vazgeçmek demektir. Davranışsal ekonomide buna fırsatın maliyeti denir. Çünkü her seçim içinde görünmeyen bir bedeli taşır.
Bir işi kabul ettiğimizde, diğerini reddederiz.
Bir şehirde kalmaya karar verdiğimde, diğer şehri bırakırız.
Bir ilişkiye evet dediğimizde, başka olasılıklara hayır deriz.
Bir alışkanlığı edinmek için çabaladığımızda, konfor alanımızı bırakırız.
Seçim yapmanın ağırlığı çoğu zaman seçimin kendisinden değil, bıraktığımız şeyden gelir.
Zihin bunu iyi bilir. Zaten çoğu zaman da bu yüzden erteleriz. Bu yüzden "biraz daha düşüneyim" deriz. Bu yüzden mükemmel seçeneği ararız çünkü mükemmel seçenek hiçbir şeyi geride bırakmak zorunda bırakmaz.
Ama...
Çok Fazla Seçenek İnsanı Özgür Kılmıyor
Seçenek sayısı ne kadar fazlaysa, karar vermek o kadar zorlaşıyor.
Otomatik pilot burada da devreye giriyor. Zihin bu yükten kaçmak için ya erteliyor ya da başkasının seçmesini bekliyor.
Başkası seçtiğinde ise o seçim artık bizim bir parçamız olmuyor.
Herkül o yol ayrımında ne seçti dersen, erdem yolunu seçti.
Kolay olan değil, anlamlı olanı.
Bu seçim onu Herkül yapan şey oldu.
Sen de her seçimde kendini tanımlıyorsun.
Ne istediğini değil, kim olduğunu bu dünyaya söylüyorsun.
Seçmekten kaçmak, kimliğini tanımlanmaktan kaçmaktır.
Sen bu karardan kaçtıkça hayat seninle ilgili kararları sensiz alır.
Eğer seçmenin yükünü taşımayı, vazgeçişi kabullenmeyi ve buna rağmen ilerlemeyi öğrenmek istiyorsan, ikinci kitabım Fark Et, Güçlen, Hayatını Kur tam bu iş için var. Kitaba ulaşmak için buraya tıkla
Haftaya sezonun bir sonraki bölümünde konumuz belli:
Belirsizlik içinde nasıl ilerlenir?
Her şey netleşene kadar beklemek zorunda olmadığını ve belirsizliğe dayanmanın da öğrenilebilir bir beceri olduğunu bir sonraki sayıda konuşacağız.
Haftaya görüşürüz.
Hayatını ciddiye al, keyifle yaşa!
Sevgilerimle,
Ayça
Duyurular
Yeni yılda dönüşüm kiti seni bekliyor.
Online Gelişim Grubu yılın son kayıtları!
Bu içerikte komisyonlu link bulunabilir. *#işbirliği **#ortaklık #reklam*


