top of page

Gelişim Bülteni #125: Değerinden Emin Olsan, Neyi Farklı Yapardın?

Sevgili yol arkadaşım,


Kendi değerini gerçekten biliyor musun?İnsan hayatındaki birçok kararı aslında kendine biçtiği değere göre veriyor.

 

Neye razı olduğumuz, hangi fırsatları ciddiye aldığımızya da hangilerini kendimize yakıştıramadığımız…

 

Bunların hepsi çoğu zaman derinlerden bir soruya dayanıyor:

“Ben buna gerçekten değer miyim?”



Geçtiğimiz haftalarda Akoa Film Gecesi sayesinde muhteşem bir yapım olan Gizli Sayılar filmini izleme şansını yakaladım.

 

Gerçek bir hikâyeden uyarlanan filmde üç kadın matematikçi, yalnızca kadın oldukları, siyahi oldukları ve sistemin alıştığı profile uymadıkları için sürekli aynı mesajla karşılaşıyor:

 

“Burada senin değerin yok.”


Kendilerine uygulanan baskı ve değersizleştirmeye rağmen bu üç kadın değerlerini başkalarının onayına bağlamıyor.

 

Sessizce çalışmaya devam ediyorlar, kendilerini geliştiriyor, mücadeleler veriyor ve sonunda NASA'nın uzay programının en kritik hesaplarını yapan insanlar oluyorlar.

 

Film bittiğinde iliklerinize kadar şunu hissediyorsunuz:

Özdeğer dünyaya kendini kanıtlamak değil,

kendi değerini zaten bildiğin için yürümeye devam etmektir.



Tutarlılık İlkesi



Robert B. Cialdi İknanın Psikolojisi adlı kitabında tutarlılık ilkesinin insan daavranışlarına olan etkisini ele alır. Bu ilkeye göre insanlar kendileri hakkında kabul ettikleri kimlikle tutarlı davranma eğilimindedir.

 

Eğer insan içten içe “ben değerliyim” diyorsa, davranışları da zamanla bu inançla hizalanır. Kendini geliştirmeye devam eder. Kolayca vazgeçmez.

 

İnsanın davranışlarını çoğu zaman hedefleri değil, kendisi hakkında inandığı şeyler belirler.



Yani insanlar kendileri hakkında bir kimlik tanımını benimsediklerinde, davranışlarını da o kimlikle uyumlu hale getirmeye eğilim gösterir.

 

Zihnimiz tutarlı olmak ister çünkü anlam kendimize anlattığımız hikâyelerin ne kadar tutarlı olduğuyla doğrudan ilişkilidir. Bu yüzden kişi kendini “disiplinli”, “sorumluluk sahibi” ya da “bilinçli” biri olarak gördüğünde, bu kimlikle çelişen davranışlar içsel bir rahatsızlık yaratır.

 

 


Endişeli Yaşam


Özdeğer → Kimlik → Davranış


Birçok insan davranışlarını özdeğerini kanıtlamak için değiştirir. Daha çok çalışır, daha üretken olmak için çabalar ama burada bir problem ortaya çıkar.

 

Eğer özdeğer kanıtlanması gereken bir şey haline gelirse, kişi sürekli performans üretmek zorunda hisseder.

 

Bu yüzden daha sağlıklı model şöyledir:

özdeğer → kimlik → davranış

 


Yani önce şu kabul gelir: “Ben değerliyim.”

Sonra kimlik oluşur: “Ben hayatını ciddiye alan biriyim.”

Sonra davranışlar gelir: plan yapmak, çalışmak, denemek, gelişmek...

 

İnsanlar çoğu zaman seçimlerini özgürce yaptıklarını sanır.Oysa çoğu seçim, içten içe kendimizi kanıtlama çabasından gelir.

 

Hayatını ciddiye alan bilinçli biri olduğunu hissediyorsan, bu hafta esas sorumuz şu:

 

Eğer zaten değerli olduğunu bilseydin, hayatında neyi farklı yapardın?

 




Fark Et, Güçlen, Hayatını Kur


Eğer bu yazıyı okurken kendini sorguladıysan, yolunu aydınlatmak için bir yol arkadaşına ihtiyacın olabilir.

 

Öz değerlerin keşfini ve hayata anlam katmanın yollarını Fark Et, Güçlen, Hayatını Kur’da daha derin bir yerden konuşuyoruz.

 

Belki seninle hayatını kurmanın yollarını orada beraber keşfederiz 🤍



Bu serinin bir sonraki bölümünde 11. bölümünde hayatın sorumluluğunun altında nasıl ezilmeyiz konusunu konuşacağız.

 

Haftaya görüşmek üzere,

Ayça




Duyurular





Bu içerikte komisyonlu link bulunabilir. #işbirliği #ortaklık #reklam

 
 
bottom of page