Gelişim Bülteni #118: Ya En İyisini Seçmek O Kadar Da İyi Bir Strateji Değilse?
- Ayça Karaman

- 30 Mar
- 2 dakikada okunur
Sevgili yol arkadaşım,
Geçen akşam bir şeyler izlemek için bir dijital platforma girdim. Niyetim biraz kafa dağıtmaktı.
Birini açtım, 10 dakika geçti: “hmm.”
Kapattım.
Başkasına baktım: “bilemedim.”
Fragman… puan… yorum… tür… süre… “bunu şimdi izlemeyeyim.” derken bir baktım, 45 dakika geçmiş ve ben hâlâ hiçbir şey seçememişim.
Sonunda da ne oldu biliyor musun?
Hiçbir şey izleyemeden kapattım.
Kafam dağılmadı. Üstüne bir de “Ben niye böyleyim?” hissi eklendi.
Keyif için açtığım şey, keyif vermek yerine karar yorgunluğu ekledi.
Üstelik bu sorun artık sadece dizi seçememekle ilgili bile değil.
Bu, modern hayatın en sinsi hâllerinden biri:
Çok seçenek ≠ daha iyi hissetmek.

Hick Yasası Nedir?
Hick Yasası şunu söyler: Seçenek sayısı arttıkça, karar verme süresi artar.
Bu ilişki ilk kez W. E. Hick’in 1952’deki çalışmasıyla ortaya konmuş, Ray Hyman tarafından 1953’te genişletilmiştir.
Karar vermek, sandığımız gibi “basitçe seçmek” değildir, zihin o anda bir sürü şeyi aynı anda yapmaya çalışır:
seçenekleri tartar
risk hesaplar
pişmanlığı minimize etmeye çalışır
“en iyisi”ni bulmaya çalışır
Yani seçenek artıkça, zihnin “yükü” de artar.
Bu yüzden bazen en basit şey bile bir anda ağırlaşır:
Ne izleyeceğini seçmek.Ne yiyeceğini seçmek.Hangi işe başlayacağını seçmek.Hangi hedefi gerçekten istediğini seçmek.
İşte burada modern hayatın en büyük yalanı devreye girer:
Çok seçenek = daha iyi hayat.
Aslında öyle değil.
Çok seçenek çoğu zaman şunu getiriyor: daha fazla zihinsel yük, daha fazla yorgunluk, daha fazla erteleme ve daha az hareket.

Barry Schwartz'ın 19 yıl önce Ted'de yayınlanmış "Seçim Paradoksu" başlıklı sevdiğim bir konuşması var. Konuşmanın 3 ana fikri şöyle:
1) Seçenek çoğalınca karar vermek zorlaşıyor
Zihin “en iyisini bulmalıyım” baskısına giriyor → karar felci oluşuyor.
2) Seçenek çoğalınca beklenti de yükseliyor
Bir şeyi seçiyorsun ama “daha iyisi var mıydı?” düşüncesi içeride kalıyor.
3) Seçenek çoğalınca memnuniyet düşüyor
Seçtiğin şey iyi olsa bile, tatmin yerine şüphe büyüyor: “Acaba yanlış mı seçtim?”
Schwartz'a göre seçim özgürlüğü arttıkça, bazen daha mutlu değil, daha huzursuz oluyoruz.

"Her şeye yetişmeliyim” hissi çoğu zaman motivasyon değil, hayatta kalma refleksi gibi çalışan bir “kaçırma korkusu”.
Seçenek çokken “özgürüm” sanıyoruz ama aslında zihnimiz alarmda çalışıyor. Çünkü beyin, çok seçenek gördüğünde bunu çoğu zaman tehdit gibi okuyor:
“Ya yanlış seçim yapıp kaybedersem?”“Ya bir şeyi seçince, diğerlerini kaçırırsam?”
Bu yüzden bu bölümün ana meselesi şu: Hayatta esas sorun “az yapman” değil, çok şey arasında yönünü kaybetmen.
Yön dediğimiz şey tam da burada başlıyor: Seçeneklerin arasından “en iyisini” bulmaya çalışmak değil, sana uyanı seçebilir misin?
Bu yolculuğa eşlik ettiğin için teşekkürler.
Önümüzdeki hafta "Doğru olanı nasıl seçeceğim?" konusunu birlikte konuşacağız. Ajandana not al ve sakın kaçırma.
Sevgiler,
Ayça
Duyurular
Yeni yılda dönüşüm kiti seni bekliyor.
Online Gelişim Grubu yılın son kayıtları!
Bu içerikte komisyonlu link bulunabilir. #işbirliği #ortaklık #reklam


