Gelişim Bülteni #122: Sıkıldığın Şey Monotonluk Değil, Kimliğin
- Ayça Karaman

- 30 Mar
- 3 dakikada okunur
Sevgili yol arkadaşım,
Bu yıl kendime küçük bir hedef koydum: Hayatı yeniden sevdiren filmler izlemek.
Geçen haftalarda listemde uzun zamandır bekleyen Perfect Days vardı.
Sabah 9 akşam 5 çalışan biri için rutin kaçınılmaz.
Aynı saatler.
Aynı masa.
Aynı yollar.
...fakat belki de mesele bir şeylerin tekrar etmesi değil, o tekrarın bilinçli olup olmamasıdır.
Çünkü tekrar eden davranış bilinçliyse, ortaya çıkan şey monotonluk değil, kimliktir.

Sabah 9 akşam 5 çalışan biri için rutin kaçınılmaz.
Aynı saatler.
Aynı masa.
Aynı yollar.
...fakat belki de mesele bir şeylerin tekrar etmesi değil, o tekrarın bilinçli olup olmamasıdır.
Çünkü tekrar eden davranış bilinçliyse, ortaya çıkan şey monotonluk değil, kimliktir.
Şartlar Zorken Bile Kimlik
Hepimiz Tokyo’da minimalist bir hayat yaşamıyoruz.Bizim gerçeklerimiz daha gürültülü.
Çoğumuz sabah 9 akşam 5 çalışıyoruz.
Büyük bir koşuşturmacanın içindeyiz.
Üstelik çoğumuz işimizi tamamen seçerek değil, belli şartlar içinde kabul ederek yapıyoruz.
Yine de kimliğimizi belirleyen şey hafta içi o 8 saatte ne yaptığımız değil,bize gerçekten ait olan zamanda neyi seçtiğimiz.

Eve geldiğinde:
– Direkt koltuğa mı gidiyorsun?
– 40 dakika reels mı izliyorsun?
– “Bugün de geçti” diyerek günü mü kapatıyorsun?
Yoksa günün sonunda kendine 15–20 dakikalık bilinçli bir alan mı açıyorsun?
İşte fark tam burada başlıyor.

Kimlik Değişkendir!
Çoğu insan kimliğini davranışlarından bağımsız, sabit bir hikâye gibi anlatır:
“Ben disiplinli biri değilim.”“Ben spora yatkın değilim.”“Ben girişimci ruhlu değilim.”“Ben zaten böyleyim.”
Bu cümleleri söylerken şunu varsayarız: Kimlik, karakterimizin içine kazınmış değişmez bir şeydir. Oysa çoğu zaman kimlik dediğimiz şey, tekrar ettiğimiz davranışların birikimidir.
Kimlik deklarasyonla değil, tekrar eden tahsisle oluşur.
Yani zamanını, dikkatini ve enerjini nereye koyuyorsan, kimliğin de orayı takip eder.
Her akşam 20 dakika kitap açıyorsan, “okumak isteyen biri” değil, okuyan birisin.
Her gün spor çantasını kapının yanına koyup çıkıyorsan, “spora başlayacak biri” değil, spor yapan birisin.
Her gün erteliyorsan, ertelemeyi pratik eden birisin.
Sert mi?
Biraz.
...ama özgürleştirici de.
Çünkü kimliğimiz sanıldığı gibi sabit değil.
Tekrar eden davraış değişirse, kimlik de değişir.
Gerçekçi Bir Hesap
Şimdi bunu birlikte küçük bir alıştırmaya dönüştürelim. Bunu önümüzdeki yıl deneyimleyerek, kimliğini kolayca güncelleyebilirsin.
Haftada 5 gün çalışıyorsan ve her gün sadece 20 dakika bilinçli bir şey yaparsan, haftada 100 dakika, ayda yaklaşık 400 dakika, yılda 80 saat yapar.
80 saatlik tekrar “heves” değil, kimlik yaratır.
Burada sihir yok.Motivasyon patlaması yok.Hayat değiştiren dramatik kararlar yok.
Sadece tahsis var.
O 20 dakikayı nereye koyduğun, 1 yıl sonra kendini nasıl tanımlayacağını belirliyor.
“Yazmaya çalışan biri” mi olacaksın, yoksa yazan biri mi?
“Spora başlayacak biri” mi, yoksa spor yapan biri mi?
Mesele hayatı kökten değiştirmek değil.Tekrarı bilinçli seçmek.
Çünkü önce zamanının nereye gittiğini fark edersin. Sonra küçük ama tutarlı seçimlerle güçlenirsin.
Ve en sonunda hayatını kurarsın.

Fark Et, Güçlen, Hayatını Kur
Eğer bu yazıyı okurken içinizde küçük bir şey kıpırdadıysa belki de meselen hayatını toptan değiştirmek değil, hayatına nasıl baktığını değiştirmektir.
Bu düşüncenin devamını,rutinlerin kimliğe nasıl dönüştüğünüve kendi sistemini nasıl kurabileceğiniFark Et, Güçlen, Hayatını Kur’da daha derin konuşuyoruz.
Belki bir sonraki adımı orada birlikte atarız 🤍
Gerisi yolda geliyor 🤍
Ve haftaya biraz daha rahatsız edici bir soruya bakıyoruz:
İstek sandığın şeyler, gerçekten sana mı ait?
Haftaya bu soru eşliğinde bir sonraki bölümde görüşmek üzere,
Ayça
Duyurular
Yeni yılda dönüşüm kiti seni bekliyor.
Online Gelişim Grubu yılın son kayıtları!
Bu içerikte komisyonlu link bulunabilir. #işbirliği #ortaklık #reklam


