Gelişim Bülteni #104: Her Şey Kontrolden Çıktı. Şimdi Ne Yapacağım?
- Ayça Karaman

- 29 Eki
- 6 dakikada okunur
Geçtiğimiz ay her şey kontrolden çıktı! Öyle ki birkaç hafta boyunca bültene bile ara vermek durumunda kaldım. Ailevi meseleler, sağlık problemleri, işle ilgili aksilikler derken bir de üstüne kocaman bir taşınma ihtimalinin aynı anda belirmesiyle, tüm sistemlerim çöktü ve hayati olmayan hiçbir şeye vakit ayıramadım.
Hayat böyle bir şey işte. Tam her şeyi yoluna koydum dediğimizde, karşımıza bizi aslında belki de nihayetinde daha iyi limanlara götürecek olan bir sürü meseleyi önümüze itiyor. Yanlış anlamayın, şikayet etmiyorum. Sadece biraz yorgunum, biraz kalbim kırık, hatta biraz da yetersizlik hissiyle boğuşuyorum. Yani hepimizin yaşadığı, bildiği o tatsız dönemlerden biri benim için. İtiraf etmeliyim ki önümüzdeki ay çıkacak yeni kitabımın sevincini bile bu hengamede henüz tam olarak hissedebilmiş değilim.
Hayatın bize getirdiği zorlukları öğrenmemiz gereken bir ders olarak görmeyi alışkanlık haline getirmiş biriyim ama bu kez tüm bu belirsizliklerin arasında neyi öğrenmem gerektiğini henüz göremiyorum. Her şey kontrolümden çıktı ve ben bu satırları bu sefer “çözümü anlatan” değil, gerçekten o sürecin içinde yürüyen biri olarak yazıyorum.
Bu sayıda, size sistemlerin çöktüğü o yerden sesleneceğim. Kendimi yeniden toplama, yeniden denge bulma, yeniden güven inşa etme çabasının tam ortasından. Hepimize şifâ olmasını diliyorum. Hazırsanız, başlayalım. 🌱

Keşfet! ✨
Böyle kaos zamanlarında ilk refleksimiz, hemen toparlanmak oluyor. Bir liste açmak, plan yapmak, her şeyi eski hâline döndürmeye çalışmak... Fakat bazen hayatın istediği tam olarak bu olmuyor. Bazen sistemin çökmesi gerekiyor ki yeni bir sistem kurulabilsin.
İçten içe kabul etmek istemesem de eski düzenimin artık bana uymadığı bir dönemin sonuna geldim. Bana “Artık başka türlü yaşaman gerekiyor.” diyen o sesi duymayı da, duymamayı seçmek de bana kalıyor. Bense bu defa farklı bir şey deniyorum. Hiçbir şeyi zorlamadan, sadece nelerin benden gittiğini, nelerin kalmak istediğini izliyorum bir süredir. Bu bir süreç, farkındayım.
Elbet yeniden inşa zamanı gelecek ama şimdi benim açımdan biraz durup gözlemleme zamanı. Belki de her şeyin dağılıp un ufak olması, bizi kendimize geri götürmek için oluyordur. Belki de kontrolü kaybettiğimizde,hayat bize sadece şunu diyordur: “Artık bana güvenmeyi dene
Düşün 💭
Kaosun ortasında kontrolü yeniden kazanmanın yolu, aslında kontrolü bırakmaktan geçiyor. Hiçbir sistem, çözülmeden önce yenilenemez.Zihin belirsizliği tehdit olarak algılar ama kalp orada neyin gerçekten önemli olduğunu keşfetme fırsatı bulur.
Zaten toparlanmanın ilk adımı, her şeyi toparlamaya çalışmamaktır.
Son günlerde ben de bunu yapmaya çalışıyorum. Her şeyi yeniden kontrol altına almak yerine, bana iyi gelen şeylere tutunuyorum. Yogaya gidiyorum, iyi uyumaya çalışıyorum, kafamın içinde dönenleri sessize almak için kısa yürüyüşler yapıyorum. Kendimle ve sevdiğim insanlarla daha çok vakit geçirmeye çalışıyorum.
Her şey çok fazla geldiğinde ise kendime sadece şunu soruyorum: “Bugün bana iyi hissettirecek en küçük şey ne olabilir?” Bu bazen bir yoga dersi oluyor, bazen de deniz kenarında sadece oturup bir kahve yudumlamak.
Küçük ama bilinçli seçimlerim, yeni düzenimin provasını yapıyor. Yeniden toparlanmanın yolu, bilinçli küçük eylemlerden geçiyor
Derinleş 🧭
Son günlerde yaşadığım o dağılma hâlini düşündükçe aklıma Viktor Frankl’ın şu cümlesi geliyor: “İnsanın elinden her şey alınabilir ama koşullar karşısında tutumunu seçme özgürlüğü asla.”
Belki de hayatın en sessiz sınavı bu: Koşulları kontrol edemediğimizde, içsel tutumumuzu seçebilmek. Benim için bu, bir tür teslimiyet değil, aksine aktif bir kabullenme hali. Yani “tamam, şu an elimde bu var” diyebilmek. Zor ama iyileştirici.
Epiktetos da benzer bir şey söylüyor: “Bizi rahatsız şeyler değil, onlara dair düşüncelerimizdir.” Bu bakış bana iyi geliyor. Çünkü o anda bir fark yaratabiliyorum: olayları değil ama olaylara yüklediğim anlamı seçebiliyorum. Dış koşullar ne olursa olsun, seçebilme gücümü anımsamak kısa bir süreliğine de olsa dünyamı aydınlatıyor.
Kontrol kaybetmek aslında bir kriz değil, bir döngü. Her dağılma, kendi içinde bir düzen tohumu taşıyor. Kaosun içinde tekrar tekrar kaybolmak, aslında yeniden doğmak için bir zemin hazırlıyor.
Hayat, hiçbir zaman tek yönlü bir çizgi değil. Biraz ilerliyor, biraz geri sarıyor, bazen tamamen alt üst ediyor ama o döngünün içinde her defasında başka bir farkındalık kazandırıyor.
Bir gün “neden yine dağıldım” diye sorduğum şey, bir sonraki sefer “evet, buradayım ve bu kez farklı tepki verebiliyorum” haline dönüşüyor.
Belki de olgunluk, kaosu ortadan kaldırmak değil, onun ritmini tanımakla ilgili.
Artık biliyorum: Bir dönem kapanırken diğeri açılır.Her çözülme, bir başka düzenin habercisidir.Bazen en büyük ilerleme, görünürde hiçbir şey yapmadığımız sessiz günlerde olur.
Kaostan çıkmanın yolu, ondan kaçmak değil, onunla birlikte akmayı öğrenmek. Dalga gelir, çekilir, tekrar gelir. İnsan, her defasında, biraz daha dengede kalmayı başarır.
Aslında gelişim, tam olarak budur: Her seferinde daha kısa süre savrulmak ve merkeze her defasında biraz daha kolay dönebilmek.
AKOA'lılardan Dinle
Bu hafta, sevgili AKOA üyelerine "Kontrol elinizden kaydığı anlarda en çok neye tutunuyorsunuz? Her şey kontrolden çıkmış gibi hissettirdiğinde size ne güç veriyor?" diye sorduk. İşte gelen yanıtlardan bazıları:
"Her şey kontrolden çıkmış gibi hissettirdiğinde bana güç verebilecek tek şey var: tekrar kontrolü ele almak. Bu durumda başka şeylere odaklanmam mümkün değil. Hemen olasıkları gözden geçirmeye başlarım. Alternatifleri değerlendirip faydalarına göre a, b, c planları yapar ve harekete geçerim. Tren raydan çıktıysa beklemenin bir faydası olmaz bence. Her ne yapılması gerekiyorsa bir an evvel yapmalıyımdır." Nalan Ö.
"Ya günümü iyi ya da kötü bir şekil de yaşayıp halime şükretmem ve her şeyin tek başına üstesinden geldiğimi farketmem iyi hissettiyor, yorucu da olsa güçlüsün be kızım diyorumm mücadeleyi bırakmıyorsun." Pınar G.
"En yakınımda ne varsa ona tutunurum. Önce şöyle bi kendimi hayal ederim; nehirde akar gibi kontrolün nasıl kayıp gittiğini bi kabullenirim. Sevdiğim mekana gider sonra döner evde bir mum yakar acil yardım kiti gibi gördüğüm sessizliğimle ve akabiliyorsa eğer gözyaşımla kendimi sakinleştiririm. Geçmişte yaşadığım zorlukları hatırlar kendime güç veririm. Hedefler planlar ne varsa bir süreliğine rafa kaldırır ve yeniden tutunmak için küçük adımlar atarım. Yürüyüş yapmak, yeni müzikler keşfetmek, evin bir köşesini düzenlemek vb. O adımlar zaten bir süre sonra beni planlarıma tekrar döndüreceği için aslında kocamanlardır benim için 🌱" Rabia K.
"Neyi kontrol altına almam gerektiğine göre tavrım değişiyor.
Anlık bir durumsa derin bir nefes alıp kendimi sakinleştirip tecrübelerime dayanırım. Ve daha önce bu durumu nasıl çözdüğümü hatırlayıp o şekilde davranışlarımı düzenlerim. Eğer uzun vadeli bir kontrol kaybediş ise hayat rutinlerime geri dönmek (yapılacaklar listesi tutarak mesela) ve bana keyif veren eğlenceli aktiviteleri yapmaya çalışmak bana güç verir ve kontrolü yeniden elimde hissetmeye başlarım." Sermin Sevinç K.
"Öncelikle sürekli 'kontrol bende olsun' düşüncesinden çıkmamız gerektiğini düşünüyorum ben. Çünkü oldukça yıpratıcı bir düşünce biçimi. Maalesef hayatta her şey kontrolümüz altında olmuyor. Her şey kontrolden çıkmış gibi hissettiğimde büyük bir paniğe kapılırim ilk etapta. Biraz kendime geldikten sonra ise o konuda bilgisine ve tecrübesine güvendigim arkadaşlarımdan fikir alırım." Ecem K.
"Az önce bu tarz bir an yaşadım. Sevdiğim, her anlamda güvendiğim birini arayıp fikir alıyorum. ''Bunlar bunlar başıma geldi sen olsan ne yapardın ?'' gibi. Çünkü o duygusal yükün altında burnumun ucundaki şeyleri göremez oluyorum. Tamamen benim istediğim gibi olmayacağını da kabul ediyorum, bunu da kabul ve kararlılık terapisi üzerine okumak bana kazandırdı diyebilirim." Nurefşan D.
"Ben en çok kendime tutunuyorum. Çevremde çok sevdiğim, değer verdiğim ve yanımda olacağına inandığım insanlar var ama bu anlarda kimse bana kendim kadar iyi gelemiyor. Önce epey dibe düşüyorum, eğer durum -10sa -100 yapıyorum ama sonra yine biraz sakinleşip tepkimi dışa (kendime) vurduktan sonra zarar değerlendirmesi yapıyorum. Kurtarabilir miyim, denemeye değer mi ve en önemlisi deneyecek gücüm var mı? Yoksa biraz mola alıyorum, varsa ufak tefek planlarla toparlamak için ilk adımları atmaya başlıyorum." Tuğçe P.
"Hayatta hiçbir şeyin sonsuz olmadığı gibi her şeyin de bir şekilde sonu olduğu gerçeğini kendime hatırlatıyor ve bu gerçeğe kontrolden çıkmışlığa sebep olan eylemlerimi ve düşüncelerim üzerine gerek zihnen gerek kağıdın üstünde kalemle düşünüyorum. Çünkü hiçbir şey sonsuza kadar sürmez. Kaldı ki her şey kontrolden çıkmış gibi hissettirdiği zamanlarda da bu kontrolden çıkmışlık da tıpkı takvim yapraklarındaki tarihteki gün gibi bir gün geçici. İnsan ister istemez her gün biraz biraz kontrolden çıkmışlığa karşı olumlu şeylere odaklı enerjisini yeni olumlu duruma harcayınca eyleme geçmenin ve hareketsizliği kırmanın insanı hem güçlü hissettiriyor hem de içimizde bizi sınırlayan inançları teker teker bir daha görüşmemek üzere kırıyor. Başlangıç noktası olarak da mevcut düşünce tarzının dışında düşünerek başlamak gerekir. Çünkü halı hazırdaki kontrolden çıkmışlık zaten mevcut düşünce tarzımızdan kaynaklı." Celaleddin T.
Haftanın Önerisi
Bu hafta hiçbir şeyi zorlamadan sadece olanı izlemeyi deneyin. Kendiniz, hemen toparlamaya, plan yapmaya, düzene sokmaya çalışmayın.
Sadece şunu gözlemleyin: “Hayat, şu aralar benden ne istiyor?”
Bir defter açın, bu sorunun cevabını birkaç gün boyunca içinizden geldiği gibi yazın. Belki de cevap zaten oradadır.
Duyurular
Online Gelişim Grubuna başvurdun mu?
Yeni yılda dönüşüm kiti seni bekliyor.
Küçük Bir Rica
Eğer bu bülten sana ilham verdiyse, belki bir arkadaşının veya tanıdığının da işine yarayabilir. Bu bülteni onlara da ileterek paylaşabilirsin. Paylaşmak için sadece bu linki onlara yönlendirmen yeterli. Beraber büyümek her zaman daha güzeldir. Teşekkürler!
Bu içerikte komisyonlu link bulunabilir. #işbirliği #ortaklık #reklam


